19 Nisan 2010 Pazartesi

Doğal Ebeveynlik (Attachment Parenting)




Doğal ebeveynlik son zamanlarda ortaya çıkmış, modern, karışık, uygulaması zor bir yöntem değildir. Tam tersine insanoğlunun doğasında olan, içgüdüsel ve en eski zamanlardan beri uygulanan ebeveynlik şeklidir. Ancak son zamanlarda bu kadar gündeme gelmesinin ve yeni bir akım gibi algılanmasının nedeni artık günümüzde kabullenilmiş modern gibi algılanan ebeveynlik yöntemlerinden çok farklı olmasıdır. Modern olarak düşünülen uygulamalar anne ve babanın rahatlığına öncelik verir. Yani bebeğiniz nasıl daha kolay bir bebek olur ve sizin hayatınız bu zor dönemden en az hasarla nasıl etkilenmeden çıkar ona odaklanır. Bebeğinizin iç dünyasıyla, neler hissedebileceğiyle fazla ilgilenmez. Çocuğu ağlatarak uyutmaya çalışmak buna en güzel örneklerden biridir. Bazı bebeklerde bu yöntem işe zaten yaramaz, yaradığı durumlarda ise bebek pes etmiş, ilgisizliği kabullenmiştir. Sadece sesi çıkmıyordur ama neler hisssettiğini tahmin etmek çok zor değildir.

Kucağa alıştırma, ağlayarak uyut ki kendi kendine uyumayı öğrensin, dakika başı çocuk emzirilir mi, gece ayrı odada yatır gibi tavsiyelere uymak hiçbir zaman içimden gelmemişti zaten.Aslında şimdiki aklım olsa ayrı oda bile yapmazdım boşuna masraf edip.Ali ne zaman artık kendi odasında yatmak istediğini söylerse odasını o zaman kullanmaya başlayacak.

Belki bu söylediklerim birçoğunuza ters gelebilir ama ebeveynlikle ilgili bütün öğretilenleri bir kenara bırakıp sadece iç sesinizi dinlerseniz mutlaka derinlerde bir yerde bunları duyarsınız.Daha doğduğu andan itibaren bir bebeği disipline etmeye çalışmak neyin nesidir Allahaşkına?Nasıl bir hırstır?Yok şu aydan itibaren odasını ayırmalıyız,yok kucağa alıştırmamalıyız;dürüstçe düşünecek olursak, nasıl bir bencilliktir?Daha hazır olmadan bağımsız bireyler olmaya zorluyoruz onları,halbuki her şey sevgi ve güven temeliyle akışına bırakılsa,bütün o olmasını istediklerimiz zamanı gelince kendiliğinden olur zaten öyle değil mi?Yatırdığımız yerden kalkacak gücü yokken belki övünüyoruz 'bizimki kendi odasında yatmaya alıştı.' diyerek ama parmaklıklardan kurtulmaya başladığında şaşırıp kalıyoruz ' aaa,hep bizimle yatmak istiyor,odamızdan çıkmıyor.' diye.Tam tersi olsa daha iyi olmaz mı?Doğrusu bu değil mi sizce de?

Hayatın her alanında herkes için geçerli aslında bu;yaşanılan dönemin gerektirdiklerine doymadan bir başka döneme geçilirse, o geçmiş(!) ama aslında bir türlü geçememiş dönem insanın karşısına bir sorun olarak çıkar hep,elinde olmadan geriye dönüp yapamadıklarını yapmak ister.O yüzden bebeklikten başlayarak her dönemin çok iyi doyurularak bir sonrakine geçilmesini doğru buluyorum.

Doğal ebeveynliğin gereklerinden biri de gece de aynı gündüz gibi çocuğun ihtiyaçlarına anında cevap verebilmektir.Burada şu süt sağma konusuna değinmek istiyorum yeri gelmişken.Mecbur olduğu için (çalışmaya başlamak gibi bir mecburiyet mesela) ya da çok istediği halde birebir emzirmeyi başaramadığı için sütlerini sağanları ayrı tutuyorum,ama sadece rahat etme,geceleri daha çok uyuyabilme adına yapılan süt sağıp biberonla başkasının içirmesi olayını pek doğru bulmadığımı belirtmek istiyorum.Sonuçta mesele çocuğun sadece 'o sütü' içmesi değildir ki. Emzirmek;onu göğsünüze almak,sizin kokunuzu alması,tenlerinizin birbirine değmesi ve sonuçta göğsünüzden ideal sıcaklığında ve kıvamında çıkan sütü içmesinden oluşan bir bütündür.Gece ağlayarak uyanan bir bebeğin asıl ihtiyaç duyduğu şey annesinin yüzü,sesi, kokusudur;babasının biberonla süt içirmesi değil.Tabii ki annenin de dinlenmeye,uyumaya hakkı var ama bunun için başka yollar aramak gerek kanımca.

Anne sütü bebeğin o anki ihtiyacına göre şekillenen mucizevi bir şey,içeriği günden güne değişiyor.Dolayısıyla sağıp,dondurucuya atıp,sonra içirmeyi de doğru bulmuyorum çok mecbur kalınmadığı sürece.Bir zararı olmasa bile o şekilde bir faydası olduğuna da inanmıyorum.

Babywearing, bizdeki 'kucağa alıştırmayın'ın tam tersine bebeği devamlı kucakta taşımayı savunuyor.Ben bu konuda biraz geç kaldım açıkçası ve pişmanım.İkinci çocuğumu doğduğu andan itibaren bu şekilde göğsümden ayırmamayı düşünüyorum.Yaklaşık 20 gün önce bir sleepy wrap aldım ve çok memnunum.Evdeyken bağlıyorum Ali'yi,çok güzel ve huzurlu uyuyor göğsümde.Dışarda da aynı şekilde,ikimiz de çok mutlu oluyoruz.Siz de ergo baby , moby wrap slingo veya sleepy wrap den birini tercih edebilirsiniz. Malum artık kangurular omurgaya orantısız basınç yaptığı için pek tercih edilmiyor.Aslında böyle bir şeyi para verip almak da anlamsız,yırtacaksın bir çarşafı caaart diye ortadan,bağlayacaksın bebeni de sırtına veya göğsüne,al sana çingenelerin,köylülerin hatta aslında batı dünyası dışındaki toplumların çoğunun çocuk taşıma biçimi.Öz 'babywearing' yani ! :)) Ne varsa eskilerde var,bunu hep söylerim,uygularım,buna hep inanırım.Yemişim batı dünyasını,yemişim avrupalı zihniyeti! :)

Yazının başında bebeklere disiplinden bahsetmiştim ya,buna yemek konusu ve uyku da dahil.İnsanoğlu acıkınca yer,uykusu gelince uyur öyle değil mi?Ama bizde özellikle 6 aydan sonra ek gıdaya geçildiğinde annelerle çocukları arasında kıran kırana bir yemek savaşı başlıyor ve kaybeden ne yazık ki genelde anneler oluyor.Bu da olayı akışına bırakmamaktan,kendi rahatsızlığını aynı bir ayna gibi çocuğuna yansıttığından oluyor bence.Saat saat belirledikleri yeme programına uymalarını istiyorlar çocuklarının.Sabah kahvaltıyla başlanıyor bismillah,kuşluk vakti meyve püresi,yok öğlen çorbası veya püresi,yok efendim akşam üstü yoğurdu,akşamları tahıl veya muhallebi tok tutması açısından.Bunlardan biri şaştı mı anne strese giriyor. :) Ondan sonra ya zorla yedirmeye çalışmalar başlıyor ya yemiyor diye sinirlenip bağırmalar ve başlayacak savaşın ilk kurşunları bu şekilde atılıyor.İnsan nesli bugüne kadar bu şekilde dört başı mamur bir beslenmeyle mi geldi peki sorarım size?Bizler bu şekilde her öğün bize özel hazırlanan pürelerle,mamalarla mı büyüdük?İşin sırrı bana kalırsa bu konuda da 'doğal' olmak.Doğaldan kastım iki anlamda:Birincisi evet doğal,mevsiminde,hazır paketli olmayan gıdalarla beslemek.İkincisi ise besleme konusunda kafaca doğal olmak. 'Aman şimdi şunu,saat beşte bunu yemesi gerek' demeden,ne kendini ne çocuğu strese sokmadan beslemek.Çocuk bi anda acıktı diyelim,telaşlanıp ona özel bir şeyler yapmaya koşana kadar,tenceredeki yemeğin suyuna ekmek doğrayarak da gayet güzel bir öğün geçirilebilir.Anlatabildim değil mi kafaca doğallıktan kastımı?Bunlar benim doğrularım tabii,herkes çocuğunu istediği gibi beslemekte özgür.

Çocuk aç olmadığını söylediği halde zorla yedirmenin veya yorgun olmadığını veya uykusu gelmediğini söylediği halde zorla uyutmaya çalışmanın altında yatan şöyle bir mesaj da var bence çocuğa verilen:Senin kendi temel ihtiyaçların hakkında bile bir fikrin olamaz,ben acıkıp acıkmadığını veya uykunun gelip gelmediğini senden iyi bilirim!' Çocuk da bir süre sonra buna inanıp kendi iç sesini dinlemez olabilir.Kendi hakkındaki en basit kararları bile başkalarının kendisinden daha iyi verebileceğine inanabilir.Ne dersiniz,olamaz mı?

Bilenler bilir, ben son derece ama son derece doğallık ve geleneksellikten yana olan biriyim her konuda ve bir anneyim çocuk yetiştirme konusunda.Doktor sözü dinlemem,kendi iç sesimi dinlerim.Bir hastalık halinde tabii ki modern tıbba ihtiyaç duyup gereklerini yerine getiririm yanlış anlaşılmasın ama aklıma yatmayan bir şeyi dünyanın en iyi doktoru söylese bile yapmam.Hele ki çocuk yetiştirme konusunda nerdeyse 5-10 senede bir birbirinin tam zıttı şeyler söylerken modern tıp,kendi iç güdülerimden asla şaşmam.Sonuçta doktorluk da bir meslek,iyi yapanı var kötü yapanı var öyle değil mi?İçime sinmeyen,aklıma yatmayan bir şeye sırf doktor dedi diye niye paye vereyim ki?

Bunlar benim doğrularım.Bilmem sizler de böyle mi düşünüyorsunuz? ''Aa!Tam benim düşündüklerimi yazmış.'' mı dediniz? Yoksa ''Hangi çağda kalmış bu?Neler saçmalamış böyle!'' mi? :)))


10 yorum:

  1. Walla birçok açıdan haklısın öykücüm ben de nil nasıl isterse öyle yapıyorum.. ama zamanla istekleri mantıksızlaşırsa o noktada bir tavır sergilemem gerekecek..sürekli yanında olmayacağım çalışan bir anneyim. ben olmasam da mutlu olmayı ve kendini mutlu hissetmeyi öğrenecek.. şimdi bile kendi kendine konuşarak oynamaktan keyif alıyor.emzirme konusunda ise son derece haklısın muhteşem bir bağ, bu bağ ne zaman kesilmeli ben de bilemiyorum. ama koca çocukların da emmek için annelerinin memesini açması da normal gelmiyor hele erkek çocuk için tehlikeli bile olabilir cinsel kimlik tahminimizden çok daha erken zamanlarda oluşuyor. bi arkadaşım anlattı oğlu bi eliyle bisküviyi ısırıp öbür eliyle süt emiyormuş memeden keyfe bak :))) yatak konusuna gelince ben beşiğine sığmadığı noktada yatağına geçireceğim.. daha doğru bir deyişle gece uykuları uzadığı zaman.. zaten şimdi gunduzleri de kendi yatağında yatırıyorum çok hoşuna gidiyor dönenceye bakarak yatmak.bence burada en doğru olan çocuğa zorla hiçbirşeyi yaptırmamak... mutlu bebekler büyütmek...

    YanıtlaSil
  2. tabii ki benim kastettiğim ömrü billah isteklerine eyvallah değil :) 0-3 yaş arası dönemden bahsediyorum ki o dönemde de isteklerin mantıksızlaşması gibi bişi pek söz konusu değil.o dönemde tek istekleri anne ve onunla vakit geçirmek,dokunulmak,sevilmek oluyor.
    emzirme konusuna gelince,çocuklarda cinsel kimlik 3 yaşından sonra,hatta 4 yaşında oluşmaya başlıyor.karşı cins ayrımına falan da o yaşlarda varmaya başlıyorlar.zaten en geç 2 yaşında veya 2'yi biraz geçe emzirme olayı 'kendiliğinden' kapanmış oluyor veya o dönem kesmeye karar versen bile çocukta yarattığı travma büyük olmuyor,gayet yumuşak bir geçişle unutturulabiliyor.
    tabii ki her yiğidin bir yoğurt yiyişi,her ailenin bir çocuk yetiştirme şekli var ama önemli olan dediğin gibi 0-3 yaş arası özellikle zorlamamak,ağlatmamak,incitmemek...

    YanıtlaSil
  3. anlattığın bisküvi olayına da bayıldım,hahahaha:))) ne yalan söyleyeyim ben de isterim bizimkine böyle bir keyif yaşatmak :))

    YanıtlaSil
  4. Öykücüm,bütün yazılarını zevkle, kendime çok yakın bularak, yaşadıklarımı aynen görerek ve yeni şeyler öğrenerek takip ediyorum. tebrik ederim, gerçekten çok güzel gidiyor...
    Benim de hayalimdi böyle bir blog yazmak ama bir türlü başlayamadım. Deniz'e hamile kaldığım günden itibaren tüm duygularımı, hissettiklerimi, yaşadıklarımı kendimce yazmaya çalıştım ama Deniz'den sonra buna devam edemedim. galiba yeni hayatıma henüz tam olarak ayak uyduramadım. oysa ki bu güzellikler de en az hamileyken yaşananlar kadar güzel, hatta çok daha güzel. dünya üzerinde böyle bir aşk, böyle bir duygu yok. sanki her geçen gün de artıyor, bilmem sana da öyle mi geliyor!
    başta da dediğim gibi, zevkle takip ediyorum ve edeceğim de yazılarını. sen yazdıkça kendim yazmış gibi mutlu oluyorum. süpersin, aynen devam!
    seni de Ali Eren'i de öperim, Eren'e de selamlar...

    YanıtlaSil
  5. teşekkür ederim dilekcim, yüreklendirici güzel sözlerin için...sen de yakın bir zamanda başlarsın belki belli mi olur?Gönlüne göre,zamanın oldukça güncellersin,nasıl olsa zorunluluk gerektiren bir şey değil.
    takip edip,beğendiğine çok sevindim. :)

    sevgiler

    YanıtlaSil
  6. Takip edilesi, örnek alınası bir anne blogu daha. Süpersin... 7 aylık hamileyim ve etrafımdaki arkadaşlarımın anne olduktan sonra "disiplin canavarı"na dönüştüğünü gördükçe moralim bozuluyordu, güç verdin.
    Bu yazıyı da okuduktan sonra bebek arabasından felan vazgeçtim. İlk aylar böyle elastik bir taşıyıcı, sonra bebek arabası almaya karar verdim :)

    YanıtlaSil
  7. teşekkür ederim chroma,sen de bana güç verdin.

    valla ben çok pişmanım,ilk aylarda bebek arabası kullandığım için.şimdi de pusette bir yenidoğan falan görsem içim burkuluyor.onlar orada nerede olduğunun bile farkında olmadan,annesinin tenini ve kokusunu aranarak yatıyorlar.yenidoğan hayvan yavrularını düşün mesela,annelerine sokulup dururlar değil mi?alıp başka bir köşeye bıraksan titreye titreye annesini arayıp durur.bebekler de aynen öyle,ilk aylar özellikle koynumuzdan ayırmamalıyız bence.
    sana en doğalından ve kolayından bir doğum diliyorum.
    sevgiler

    YanıtlaSil
  8. Tam da benim dusunduklerimi yazmis dedim :) Su an 21 aylik olan kizim Ela'yi dogdugu andan itibaren sling ve Ergo'yla tasidim ve hala tasimaya devam ediyorum. Biraz agirlastigi icin puseti daha yogun kullaniyoruz tabi ama, Ergo da her daim yanimizda. Daha birkac saat once evin icinde Ergo'yu elime tutusturup "bin bin" dedi, ve bir sure oyle gezdik evin icinde. Hala bu sekilde tasidigimi gorup de "aaa yeter artik, fitik olucaksin yakinda" diyenlere de coooook sinir oluyorum! Var mi onun kokusunu icime cekerek, sohbet ederek dolasmak gibisi...
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  9. yorumun için teşekkür ederim yeşim...
    biliyor musun bugün ben de ergo aldım.daha doğrusu oğlumun 1.yaş günü için arkadaşlarım neye ihtiyacı olduğunu sordular,ben de ergo istedim. :) bugün elime geçti.
    doğrudan oğlana yönelik bir hediye olmadı ama napalım artık :) hem anası hem danası faydalanacak! :)

    sevgiler

    YanıtlaSil
  10. Blogunuzu yeni keşfettim..Bugün Yasemin vasıtasıyla.. Öncelikle çok tatlısınız ve keyifle okunan yazılarınız var. Çalışan anneyim.Mecburum çalışmaya ama aynı zamanda keyifle çalıştığım bir işim var şükür. Çoğu çalışan anne vicdan azabı çeker ama ben hiç çekmedim. Eve iyi enerjimle dönüp bebelerimle uyku saatine kadar full-time oynarım. Arkamdan hiç ağlamadılar.Bu yazınızı okuyunca ister istemez tecrübelerim dahilinde şöyle düşündüm; emzirme ve oda ayırma konusunda çalışmayan ve sadece bebeği ile vakit geçiren anneler için çok doğru yazdıklarınız. Ama ne yazık ki benim doğalım için pek geçerli olamadı.Farklı bir örnek olarak azıcık bahsetmek isterim izninizle...Belki birilerine faydam dokunur. Emzirme konusu: Mutsuz olmasını istemediğim için ilk bebeğimi 3 aylıkken 2. bebeğimi ise 1 aylıkken odasında yatırdım.Çünkü aynı odada olduğumuz zaman babaları ilgilenince reddediyorlardı.Sürekli kalkmak ise uykusuzluk ve stress anlamına geliyordu benim için. Eşimle program yaptık. Sırayla ilgilenip uykumuzu aldık.(Gecede bir kez biberondan süt verdi) Sevdiceğimi ve kendimi mutsuz etmek istemedim.Uykusuzluk gerçekten ciddi bir stres kaynağı çalışırken. Böylece sabah ikimizde neşe içinde yatakta bebelerimizle oyun oynayabildik beraberce. Hiç sorun Tabi bu arada İş güç vs. derken sağmak sütümü azalttı. 9 aylıkken emzirme bitti.Hiç kasmadım.Benim doğalım da bu ne yapayım. Büyük 3.5 yaşında küçük 11 aylık. 1 aydır birlikte aynı odada uyuyorlar. Birbirlerinden hiç ayrılmak istemiyorlar.İki oğlan birbirlerini idare ediyorlar :) Diyeceğim şu ki herkesin bir doğalı var aslında şartları imkanları vs. ne ise.. Yani en doğru budur diye birşeye hiç inanmıyorum.Herkes köy,kent,çalışan anne, çalışmayan anne,2012 yılında kendi doğalı ne ise onu yaşamalı. 2 yaşına kadar emzirilmiş yetişkinliğinde anne bağımlısı olmuş hiç kimseyle mutlu olamayan insanlar olduğu gibi 3 ay emzirilmiş ilgisizlikten madur ama yine mutsuz insanlar var. Mutluluk ve özgüven meselesinin memeye bağlı olduğuna açıkçası inanmıyorum. Anneler üzgün ve mutsuz bir hayat sürmesin gönülden isterim. En önemlisi bu. Bebekler ve çocuklar mutlu annelerle büyüsünler.Anne ve baba şartları ne ise o şekilde açıkça ve dürüstçe yaşarsa,kendi doğal hayatına bebeğini uyumlarsa ve gözlerinden sevgi fışkırırsa her daim, işte o zaman korkacak hiçbir şey olmaz diye düşünüyorum naçizane..Tüm annelere ve bebelere sağlık ve mutluluk diliyorum . Sevgilerimle..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...