12 Ekim 2010 Salı

Küçük istavritin öyküsü

Bunu da yıllardır cüzdanımda taşırım.Ama hangi gazeteden,ne zaman kesmişim hatırlamıyorum.Şairi de yazmıyor altında ama şu anda google'dan baktım,Serdar Sıralar'ın şiiriymiş.

Nedendir bilmem,son üç mısrasını her okuduğumda boğazım düğümlenir,ağlayacak gibi olurum...



KÜÇÜK İSTAVRİTİN ÖYKÜSÜ

Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye
önce müthiş bir acı duydu dudağında
gümbür gümbür oldu yüreği,
sonra hızla çekildi yukarıya...

Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü
neye benzerdi acep gökyüzü.
bir yanda büyük bir merak,
bir yanda ölüm korkusu.

"Dudağı yarıklar" denir, şanslıdır onlar,
hani görüp de gökyüzünü, insanı,
oltadan son anda kurtulanlar...
ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu
küçük istavrit anladı; yolun sonu.

Koca denizlere sığmazdı yüreği.
oysa, şimdi yüzerken
küçücük yeşil leğende,
cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci.

İnsanlar gelip geçtiler önünden,
bir kedi yalanarak baktı gözünün içine
yavaşça karardı dünya,
başı da dönüyordu.
Son bir kez düşündü derin maviyi,
beyaz mercanı, bir de yeşil yosunu.

İşte tam o anda eğilip aldım onu.
yürüdüm deniz kenarına bir öpücük kondurdum başına,
iki damla gözyaşından ibaret
sade bir törenle, saldım denizin sularına.

Bir an öylece bakakaldı
sonra sevinçle dibe daldı.
gitti tüm kederimi söküp atarak,
teşekkürü de ihmal etmemişti.
bir kaç değerli pulunu elime, avuçlarıma bırakarak.

Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme.
Sorar gibiydiler, neden yaptın bunu, niye?
"Bir gün dedim, bulursam kendimi
yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz,
son ana kadar hep bir umudum olsun diye..."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...